ARI HASTALIKLARI VE ZARARLILARI

A.Ergin arı hastalık ve zaralıları:

1.       Nosemosis (Mayıs- Bahar Hastalığı)

2.       Dizanteri

3.       Mantar (Fungal) hastalıklar

4.       Arı septisemisi

5.       Arı felci

6.       Varroosis (Varroa destructor)

7.       Arı biti (Braula caeca)

8.       Arı uyuzu (Tropilaelaps clareae). (Ülkemizde doğal kovan ortamında varlığı kanıtlanmamıştır.)

9.       Trachea akarı (Acarapis woodi)(Ülkemizde doğal kovan ortamında varlığı kanıtlanmamıştır.)

10.   Bitki ve ilaç zehirlenmeleri.

 

 

B.Yavru Arı Hastalık ve zararlıları:

1.       Amerikan Yavru Çürüklüğü (Ülkemizde doğal kovan ortamında varlığı kanıtlanmamıştır.)

2.       Avrupa Yavru Çürüklüğü

3.       Kireç Hastalığı

4.       Para Çürüklüğü

5.       Torba Çürüklüğü

6.       Adi Çürüklük

7.       Taş Hastalığı (Ülkemizde doğal kovan ortamında varlığı kanıtlanmamıştır.)

8.       Varroosis (Varroa destructor)

9.       Bitki ve ilaç zehirlenmeleri

 

C.Arı Zararlıları:

1.       Petek Güvesi (Galleria melonella)

2.       Eşek Arıları

3.       Arı Kuşu

4.       Karınca

5.       Ayı

 

 

A.ERGİN ARI HASTALIK VE ZARARLILARI

 

1.       Nosemosis

Etken:

                Nosema apis  › ›   protozoon (tek hücreli parazit)

Sporlanarak çoğalır

Sporlar; Arı dışkısında 2 yıl

Ölü arıda 1 yıl

Arı mide sıvısında 7 yıl canlı kalır.

 

            Tedavi edilmezse ölüm oranı %30’dan %100’e kadar değişir.

 

Nosema apis’in mevsime bağlı seyri:

 

 

9.ve 12. aylar arası

Çoğalma

 › › › ›

Yok

 

2. ve 5. aylar arası

   Üreme zamanı                             Üreme zamanı ve ölüm

 

Ölüm iklimin sert ve kışın uzun olduğu yerlerde Şubat- Mart, ılıman bölgelerde

2.ve 5. aylar arası görülür.

 

Belirtileri:

·          Şişkin mat beyaz mide

·          İğneleme refleksi yokluğu

·          Kanatlar iki yana düşük

·          Kovan ön yüzü dışkı ile kirlenmiştir

·          Arılar uçamaz kovan önünde yürürler

·          Şiddetli hastalıklarda arılar yağlı parlak görünüşte

·          Sindirim bezleri bozulduğu için Arı sütü üretemezler

Teşhis:

            Laboratuar ortamında uzmanlarca teşhis edilir.

            Sahada;

            Şüpheli arının kafası koparılıp iğnesinden tutularak tüm sindirim organları yavaşça çekilir ve siyah bir zemine alınarakşişkin mat-beyaz mide aranır. Her kovandan en az 50 arı incelenmelidir:

 

 

 

Tedavi:

            FUMAGİLLİN: 2 kg şeker + 1 lt su olarak hazırlanan şeker şurubuna 100 mg Fumagillin eklenir. 4 lt ilaçlı şurup 2 günde verilir.

           

            NANE: 60–70 gr yaş nane yaprağı bir su bardağı su ile 15 dak kaynatılıp şuruba ilave edilir.

            Fumagillin ve nane ekstratı asla sıcak suda eritilmemeli veya sıcak şuruba (40C’ nin üzeri) ilave edilmemelidir.

            VİTAMİN-C: 200 mg/kovan tedaviye destek olur.

            KEKİK: 3 yemek kaşığı kekik suyu 2lt şuruba ilave edilir. Nane ve kekik Mart-Nisan aylarında tedaviden çok koruma amacıyla uygulanır.

Koruma:

·          Arı havadar ve rutubetsiz ortamda olmalıdır.

·          Kışa hazırlık ve ilkbahar bakımları düzenli olmalıdır.

·          Nosemosis’ten sönmüş kovanlar ve ekipman 4/5 oranında sirke asidi buharında dezenfekte edilmelidir.

·          Hastalıkla mücadele kışa hazırlık döneminde (Ekim–Kasım) Fumagillin ile yapılmalı, ilkbahara girişte koruyucu olarak nane ekstratı kullanılmalıdır. İlkbaharda zorunlu olarak Fumagillin kullanılan kovanların ürünleri insan tüketimine sunulmamalıdır.

 

 

2.       DİZANTERİ (ADİ İSHAL)

            İlkbahar başlangıcında arılar ishallidir ve dışkı koyu sarı, yapışkan, sulu ve pis kokuludur.

Nedenleri:

·          Arıların uzun süre kapalı kalmaları

·          Bozuk bal veya kalitesiz (ekşimiş)şurupla beslenmeleri

·          Aşırı rutubet ve soğuk

·          Aşırı polenle beslenmeleri

 

Tedavi:

            Nedenler ortadan kaldırılır. Gerek kalırsa, 2 kg şeker +1 lt su = toplam ½ lt şeker şurubuna 1 yemek kaşığına Etilalkol + 1 çorba kaşığı formik asit (% 60’lık) 1 kovana verilir.

 

 

 

3.       MANTAR (Fungal) hastalıklar

……………………………………….

 

 

 

 

4.       ARI SEPTİSEMİSİ

Etken: Birçok bakteri olmasına karşın asıl etken Pseudomonas apiseptica’dır. Oldukça fazla polen tüketen 1–14 günlük ergin arıların arka bağırsaklarında görülür. Kraliçe ve erkek arılardan daha çok işçi arılarda öldürücüdür. Nadiren ciddi belirtilerle ortaya çıkar.

 

Belirtiler:

·          Ergin arılarda ölümler küçük guruplar halindedir.

·          Hastalıklı arıların eklem yerlerinden tutmak mümkün değildir.

·          Baş, bacaklar, göğüs, karın ve kanatlar dokunulduğunda kopar.

·          Arılar uçamaz ve ağır ağır yürür.

·          Renk siyahlaşır.

·          Hareketsiz arılar bacak ve ağız parçalarını oynatır.

 

Tedavi: Arılar kuru, temiz ve güneşli yere alınır, kraliçe değiştirilir.

 

 

5.       ARI FELCİ

Etken: Virüstür. Ilıman iklimli yerlerde yaygın olarak görülür.

Belirtiler:

·          Kanatlar açık, sarkık, vücut titrer.

·          Uçma yeteneği yoktur, kovan önünde kümeler halindedirler.

·          Duman verildiğinde kıpırdamazlar

·          Yaşlı ana olduğunda sıklıkla görülür.

 

Tedavi: Kraliçe değiştirilir.

 

 

6.       VARROOSİS (ARI KENESİ)

Etken:  Varroa jacobsoni

            Varroa destructor

            Varroa rindereri

            Varroa underwoodi

            Ülkemizde son yıllarda yapılan bir çalışmada morfolojik olarak 16 ile ait kovanlarda 254 Varroa ssp. Stereo mikroskopta incelenmiş, morfometrik ölçümleri Varroa destructor’u işaret etmiştir. Bu önemli bir farktır. Bu güne kadar Varroa jacobsoni olarak tanımlanan parazit ile mücadelede önemli değişiklikler olmak zorundadır. Farkları;

                       

                        Varroa destructor

Büyüklüğü         1.1–1.2 mm x 1.6–1.7

Gelişmesi          5–6 gün

Yerleşim yeri      Tüm yavru gözleri

Kışın                 dişi döllenmiş, kovanda yumurtlamaya hazırdır.

Yumurtlama       Daha fazla yumurta bırakır

Yayılış               Tüm Akdeniz ve Ortadoğu’ya yayılmıştır.

Tedavi              İlaçlara daha dirençli     

 

                        Varroa jacobsoni

Büyüklüğü         0,9-1mm x 1,4–1.5 mm

Gelişmesi          7–8 gün

Yerleşim yeri      Erkek yavru gözleri

Kışın                 Dişi döllenmemiştir.

Yumurtlama       Daha az yumurta bırakır

Yayılış               Sadece Güneydoğu Asya’da kalmıştır.

Tedavi              İlaçla tedaviye duyarlıdır

 

Gelişmesi:

            Yumurta  Larva  Protonimf  Deutonimf  Olgun

 

Varroa’lar sezonda 2-3 ay yaşarlar. Ana arı gözleri 7 gün kapalı kaldığından burada görülmezler.

 

Belirtileri:

            Varroa spp. Kovana gelirken beraberinde bir vürüsü birlikte getirir. Bu da parazitik akar sendromunu oluşturur.

 

Bal arılarının ömrü kısalır

Kanatsız, bacaksız ağızsız normal olmayan arılar görülür (Normal olmayan arılar görüldüğünde kovanda en az 2 sezondur Varroa var demektir).

Ana arının yumurtlaması bozulur ve azalır.

Arılar streslidir.

Parazitik akar sendromu (virüs) ile birlikte % 100’e varan arı ölümleri görülür.

 

Tedavi:

 

Klasik tedavi

Amitraz% 12.5  3-4 gün ara ile 3 kez fumigant

Coumaphos % 3.2  1 hafta ara ile 3 kez son baharda yavrusuz zamanda ve Şubat- Mart başı

Flumethrin % 1  çubuk bal hasadından 5 gün öncesine kadar kovanda kalabilir.

fluvalinat  çubuk bal hasadından 5 gün öncesine kadar kovanda kalabilir.

 

Not: Çevre ısısı 12-14 ˚C altında ilaçların etkileşimi düşüktür

 

Yeni tedavi:

           

1.Formik asit: Hazırlanışı

a.      1 litre % 85 lik formik asit + 330 ml su = %65'lik formik asit elde edilir:

b.      1 liitre %80 lik formik asit + 250 ml su = %65'lik formik asit elde edilir:

Değişik şekillerde 2 hafta süre ile buharlaştırma yapılır.

 

Uzun dönem uygulaması: Erken ilkbahar - geç Sonbaharda ısı 12˚C nin ALTINDA ise uygulanır.

            % 65-70 oranında olarak hazırlanır ve ağzı tıpalı bir şişeye pamuklu fitil takılarak uygulanır. Ağır bir gaz olduğu için kovanın orta veya üst kısmına ters olarak konur veya kartona emdirilerek peteklerin üzerine ya da alttan verilebilir.

Bir kovan için: 150 mililitre ss (2 yemek kaşığı) formik asit uygulanır, 15 günde buharlaştırılır. Eğer Varroa sayısı çok fazla ise 1 hafta ara verilip tekrar 2 hafta uygulanır.

Kısa dönem uygulaması: ısı 12 ˚C ÜSTÜNDE ise uygulanır.

            % 60 oranında uzun dönemdeki gibi hazırlanır. Kovanda 2-3 gün tutulur. 5-6 uygulama yapılır. Bal hasadından 2 gün önce kovandan alınır.

DİKKAT: FORMİK ASİT HAZIRLANIRKEN SOLUNMAMALI VE VÜCUTLA TEMAS ETMEMELİDİR.

           

2.Okzalik asit:

            Hazırlanışı: 1kg şeker+1lt su+50gr okzalik asit (% 5’ lik)

            Bu solüsyon 10 çerçeveli 25 kovana her çerçeve için 1 çorba kaşığı olarak çerçeve ve arıların üstüne püskürtülür. Bir hafta ara ile 3 kez kullanılır. Fazlası zararlıdır. İki yıl üst üste ve/veya kraliçenin aktif olduğu dönemde uygulanması kısırlığa ve kolonide azalmaya yol açar. Çevre ısısı 5 ˚C ‘nin üstünde olmalıdır.

 

3.Laktik Asit:

            Hazırlanışı:3.5 çorba kaşığı laktik asit + yarım su bardağı = %15’lik Laktik asit her çerçeveye 1çorba kaşığı püskürtülür. NEKTAR AKIMINDA 4 HAFTA ÖNCEYE kadar kullanılır. İnsan için zararlı olduğundan formik asitteki önlemler geçerlidir.

 

4. Esansiyel yağlar:

Mentol: 50 gr/ kovan başına 14 gün ara ile 2 kez uygulanır. Bal sezonunda kullanılmaz.

Thymol: 5 gün x 1 gr /arı yoluna (giriş tahtası ), çerçeve üzerine uygulanır, 19 gün süre ile korur, Ağustos/Kasım arası % 97 etkilidir. Thymol, Okaliptüs, Camphor ve Mentol karışımı ürünler Varroa’ya yüksek etkili ve balda kalıntısı son derece düşüktür.

Kanola, Yonca ve tırfılın esnsiyel yahları koruma amaçlı kullanılabilir.

Ceviz yaprağı tütsü olarak Varroa’yı azaltır.

 

Koruma:

Yağmacılığa izin verilmemeli

Kovanlar polen tuzaklı olmalı

Zamansız erkek yavru gözleri yok edilmeli

 

Yapay oğul yöntemi kullanılmalı.

 

 

7.       ARI BİTİ (KOVAN HIRSIZI)

Etken: Braula caeca (1.5 mm x 1 mm boyundadır) Varroa’ya benzer ancak 3 çift bacağı ile kolayca ayrılır. Ergin bitler 32–35 ˚C ve % 50–60 nemde çok iyi gelişir.

 

Bulaşma:

·          Yağmacılık

·          Oğul verme

·          Kovanlar arası çerçeve değişimi

·          Kovan nakli

Belirtileri:

·          Kraliçe arıların yiyeceğine ortak olur. Kraliçe aç kalıp yumurtlamayı keser.

·          Yavrular beslenemez ölür.

·          Kovan kısa zamanda ölür

Tedavi:

            Varroa’daki gibidir. Nikotin (sigara) dumanı kovan başına 6–8 sigara olarak kullanılır. Dip tahtasının üstü 15–20 dak. İçinde temizlenir.

 

 

8.       ARI UYUZU (Tropilaelaps clareae)

            İlk defa Filipinler’de rastlanmış ve tespit edilerek tarifi yapılmıştır. Şu anda sadece Doğu Asya ülkelerinde varlığı bilinmektedir. Kolonideki etkileri Varroa ya benzer. Ergin dişi larvalı petek gözlerine girerek yumurtlar.

            Ülkemizde doğal kovan ortamında varlığı kanıtlanmamıştır.

 

Tedavi:

            Varroa için kullanılan ilaçlar önerilebilir.

 

 

9.       TRECHEA AKARI (Acarapis woodi)

Etken:   Arıların üzerinde yaşayan akarlardan bizi, ilgilendiren arıların tek iç parazitidir.

            Genellikle 1. göğüs soluk deliğinin (stigma) gerisinde yer alan soluk borusu ve bunun çatallarında rastlanır. Yaklaşık 200q m çapındaki soluk borusunda 80- 120 m uzunluğundaki parazit çok rahat hareket edebilir. Böylelikle göğüsteki hava kesesine veya başa geçer. Çoğalarak tahribatlarını burada yapar. Erkekler çiftleştikten sonra ölür. Erkeklerin dişilere oranı 1;1. 1–1. 3,3 dür. Tüm arı akarları bu akarla enfekte olurlar. Trachea akarı’nın (Acarapis woodi) ön kısmında bulunan ve bir hançere benzeyen stylet’leriyle arının solunum borusunu delerek haemolenph’ini emerler. Duyu organlarıyla diğer bir arıyı hissettiğinde ona yapışır ve onun solunum borusuna girerek orada yumurtlar.

Enfestasyonun yayılma dönemi genç arı çıkışlarında en fazladır. Arılar yaşlandıkça akar enfestasyonu azalır.

            Hastalığın görünümü, genellikle soluk borusunun kabuklaşmasıdır. Buraya akarların styletlerini batırarak delmeleri sonucu haemolenph akar ve kuruyarak kabuklanır. Zamanla burası solunum için uygun olmaz ve tıkanır. Ve arı ölür. Genellikle akar taşıyan arılar kovan tabanında sürünürler. Uçuş yeteneğini büyük ölçüde yitirirler. Uçmak isteseler bile tek atlayıştan fazlasını yapamazlar. Arılıktaki bitkilere sıkıca tutunmuş vaziyettedirler. Ancak bu gibi dış belirtiler Dizanteri’de, Nosema’da ve Mayıs Hastalığı denilen kabızlıkta da görüldüğünden hemen Trachea akarı teşhisi konmamalıdır.

 

Belirtiler:

·          Yeterli yem rezervi olduğu halde kışlatmada ölen aileler.

·          İlk temizlik uçuşundan sonra sayıca azalan aileler.

            NOT: Bu görüntüler özellikle Trachea akarı için ilkbahar başlangıcında belirlenebilir. Nosema ve kabızlık daha sonra ortaya çıkmaktadır.

 

Tedavi:

Hastalığa neden olan sebeplerin oluşmasına engel olmak gerekir. Tedavi amacıyla Varroa için kullanılan ilaçlar bunada etkilidir.

 

 

10.   BİTKİ VE İLAÇ ZEHİRLENMELERİ

 

Bal Arılarında Gıda Zehirlenmeleri:

            Balarıları bal yapmak amacıyla çevrelerinde bulunan çiçekli, nektarlı, propolisli bitkilerden ve su kaynaklarından yararlanırlar. Bunlardan çiçek tozları (polenleri) arılar ve insanlar için zehirli olanlardan bazıları şunlardır; Ranunculus (düğün çiçekleri), Rhododendron (orman gülü), Fagopyrum (karabuğday), Astragalus (geven) ve Veratrum (yalancı çöpleme) ile Arbutus unedo (koca yemiş) v.s. Bunlardan Rhododendron ponticum (Karadeniz orman gülü) ve Aesculus hippocastanum (adi atkestanesi) gibi bala karışan polenleri arılara zararlı olmadıkları halde insanlarda zehirlenme oluşturabilirler.

            Yukarıda adı geçen bitkilerin nektarlarıda arılar için ve insanlar için zehirli olabilmektedir. Gerek polen gerekse nektar zehirlenmeleri Mayıs-Ağustos ayları arasında sık görülür.

 

Polen Zehirlenmeleri:

Mayıs-Ağustos ayları arsında besleyici arılarda görülür.

 

Nektar Zehirlenmeleri:

            Bal akımı olduğu aylarda ve tarlacı arılarda gözlenir.

Balçiği ile kışlatılan arılarda dağa sık olmak üzere yazında bunlarla beslenen larvalar zehirlenir. Kışın ergin arılarda ishalle başlayan belirtiler arıların toplu ölümlerine kadar gelişir. Zehirlenen arıların bahırsaklarında önce siyanotik bir görüntü oluşur. Sonra bağırsaklar kahverengimttırak siyah renge dönüşürler.

            Zehirlenmelerden korunmak için bu gibi bitkilerin olduğu yerlerde mümkün olduğunca arıcılık yapılmamalı veya yabani otlardan ileri geliyorsa pestisitler kullanılmalıdır. Ayrıca bu gibi balların depolandığı petekler kışlatmada kullanılmamalıdır.

 

Zirai İlaçlamalardan İleri Gelen Zehirlenmeler:

            Tarım ilaçlamalarında kullanılan kimyasal maddelerden ileri gelen zehirlenmeler havanın sıcak kurak ve uzun süre çalışmaya elverişli olduğu çiçekili bir ürün alanına yerleştirilen bal arısı kolenilerinde büyük kayıplara neden olur.

 

Belirtiler:

·          Balarıları kovan önünde veya uzakta ölürler.

·          Zehirlenerek ölen larva, pupa ve genç erişkinler kovan içinde ve uçuş tahtası üstünde toplu halde bulunurlar.

·          Kovandaki arı sayısı her gün azalır.

·          Zehirlenerek ölen arıların dilleri dışarı doğru uzanmıştır ve kıllar dökülmüştür.

Korunma:

·          Daha az tehlikeli yerler arılık olarak seçilmelidir.

·          Tarımsal mücadele arıcılara önceden haber verilmelidir.

·          Arılar için zararsız ilaçlar kullanılmalıdır.

·          İlaç formülleri (sıvı, granüle, toz v.s.) zirai mücadeleye, insan ve hayvan sağlığına en uygun şekliyle hazırlanmalıdır.

·          Balarılarına daha az zararlı olunacak gece (22’den sonra) ve arıların fazla çalışmadığı soğuk günlerde zirai ilaçlama yapılmalıdır.

·          Yabani ve zehirli çiçekli bitkilere karşı mücadele edilmelidir.

·          Hava sıcaklığı ve rutubete göre ilaçlama yapılmalıdır.

·          Ziraatle ve arıcılıkla uğraşanlar beraber eğitilmelidir.

·          Ziraat odaları ve arıcı birliklerinin ortaklaşa ilaçlama programı düzenleyip bunu ilgililere önceden duyurmaları sağlanmalıdır.

·          Kullanılan ilaçların ani etkili ve kısa sürede bozulan gruplarından olmasına dikkat edilmelidir. Örneğin; Arsenik ve Florin içeren ilaçlar kullanıldığında kovanlar 4 gün kapalı, Organik fosforlu ilaçlar kulanıldığında 3 gün, pyrethroid grubu ilaçlar kullanıldığında 5 saat kapalı tutulması gerekir.

Bu gibi ilaçlamaların sık yapıldığı yerlerde;

·          Koloniler 6 km uzağa konulabilir.

·          Kovanlar kapatıldığında içine temiz su, şerbet konularak havalandırılır.

·          Uçuş delikleri geceleri açılabilir.

 

 

 

B.YAVRU ARI HASTALIK VE ZARARLILARI

 

 

   1.Amerikan Yavru Çürüklüğü:  (Bakteri): Paenibacillus larvae

          

İhbarı mecburi arı hastalığı olup sporlu bir bakteridir. TEDAVİSİ YOKTUR. Kovanlar imha edilir.

             Kapalı gözler içinde ölü larvalar bir çöple dokunulduğu zaman ip gibi uzar. Kapalı gözler delik ve çöküktür. Bu hastalıkla mücadelede en etkili yöntem, kovanı bir zehirle ilaçlayarak arıları öldürülür. Ve kovan yakılarak imha edilir. İlaçlı mücadelesi başarılı değildir. Diğer arılara bulaşmadan bu sistem mutlaka uygulanmalıdır.

 

 

 

   2.Avrupa ve iyi huylu Yavru Çürüklüğü (Bakteri):

            Bir çok bakteri yanında asıl etken Mellissococcus pluton’dur.  Ölü yavrular açık gözler içinde olur. İp gibi uzamaz larvalar sararıp ölü ve şişkin olur.

            Koloni güçlü tutulmalı, hastalıklı petekler, eski petekler uzaklaştırılmalı, kraliçe genç olmalıdır. ANTİBİYOTİK kesinlikle kullanılmamalıdır:

 

            Hastalık teşhisinde bir su bardağı su + 1 gr yağsız süt tozu cam bir bardağa 1 yemek kaşığı karışım alınır, içine çürüme olan yavru gözlerinden rasgele 5’ inden numune konup karıştırılır 36 C da 20 dk. bekletilir eğer Amerikan yavru çürüklüğü varsa bardaktaki sıvı berraklaşır. Bu test % 80 güvenilir olup mutlaka laboratuar muayenesi ile teyit edilmelidir. Sodyum sülfathiazol, Erithromycin veya oxytetracyeline gurubu antibiyotiklerle ilaçlanır yada ekipmanlar ethyleneoxit ile fumigasyona tutulur. O yıl için alınan bal insanlar ve arılar tarafından tüketilmesi sakıncalıdır.

 

           3.Kireç Kastalığı(Mantar):

 

Hastalığın Etkeni Ascosphaera apis adı verilen bir fungustur.

Hastalığın Etkeninin 3 alt türü vardır. Bunlar;
Ascosphaera apis alvei’dir
Ascosphaera apis major

Ascosphaera apis minor

            Arıcılar tarafından kolayca tanınabilir, kireç hastalığı ile bulaşık mumyalaşmış larva incelendiğinde bozulmadan elde kalır. Ölü larva genellikle uzamıştır. Hastalığın şiddetli olduğu durumlarda mumyaların bulunduğu gözlerin büyük bir kısmı mühürlü kalır. Mumyalar gözlerden atılma esnasında kovan dip tahtasında ve uçuş tahtası üzerinde görülebilir. Ağır şekilde hasta kovanlarda ağır bir maya kokusu hissedilir.

            İklim şartları, stres, diğer hastalıklar, hava kirliliği, eski petek ve aşırı antibiyotik kullanımı hastalığı hazırlayan faktörlerdir. Bunlara aşırı nem (% 70–80) eklenince hastalık belirtileri görülür. Bir yavru hastalığı olan kireç hastalığı sadece larvalar üzerinde görülür. Etken spor yaparak çoğalır. Sporlar farklı 2 cins miselin birbirleri ile birleştikleri yerlerde oluşur. Mantar lifleri 2,5 – 6 mikron genişliğinde, kahverengi, grimsi-yeşil ve yuvarlak spor kistleri içerisinde bulunur. Bu kistlerde oluşan çok sayıda erkek ve dişi spor kese olgunlaşınca toz halinde etrafa yayılır..        

            Tedavide Askorbik asit + Asatilsalisilik asit (3 organik asit + 2 antifungal) %87,7 etkili. En etkili yol koloni güçlendirilmesi, kuru kovana aktarma ve aşırı rutubetin engellenmesidir. Ana değiştirilmeli dir.

 

 

 4.PARA ÇÜRÜKLÜĞÜ

Para çürüklüğü hastalığında Avrupa ve Amerikan yavru çürüklüğünde ki gibi bir benzerlik vardır. Bunlardan farkı; delinmiş petek gözlerinin görünüşü, kibrit ile dokunulduğunda çok az uzaması, larva kalıntılarının kolay çıkartılması, koku hissedilmemesidir. Belirli bir tedavi yöntemi yoktur. Ana arıyı değiştirmek, koloniyi iyi bir bakım ve beslemeye tabi tutmak gerekir.

 

5.TORBA ÇÜRÜKLÜĞÜ

Büyük arı ölümlerine sebep olabilir. Koloniyi zayıflatarak verim kayıplarına sebeb olmaktadır. Virüs; enfekte larva ve erişkinlerin birçok dokusunda bulunabilmektedir. Hasta larvalar işçi arılar tarafından gözlerden çıkartılarak dışarıya atılırlar. Ağız yapısında bozukluk, başta siyahlıklar larva derisi ve zarı arasına su toplanması tipik belirtilerdir. Koku yoktur ancak ileri dönemlerde hafif bir ekşi maya kokusu hissedilir.  Yaz başlarında büyük kayıplara neden olur, ölü yavru oranı %50’yi bulabilir. Ölü larvalar daha çok üzeri mühürlü gözlerde bulunur. Pupa dönemine geçemezler. Avrupa ve Amerikan yavru çürüklüğü ile beraberde seyredebilir. Hasta koloni arılıktan uzaklaştırılarak vitamin ve proteince zengin gıdalarla beslenmelidir. Ana arı değiştirilmelidir. Tedavisi zordur sodyum sülfathiazol, Erithromycin veya oxytetracyeline gurubu antibiyotiklerle ilaçlanır yada ekipmanlar ethyleneoxit ile fumigasyona tutulur. O yıl için alınan bal insanlar ve arılar tarafından tüketilmesi sakıncalıdır.

 6.ADİ ÇÜRÜKLÜK

Hastalık mikrobik olmadığından bulaşıcı ve tahripkar değildir. İlk ve sonbaharda havanın ani değişimi sebebiyle arıların bir araya toplanarak kenarlardaki yavruların üşütülmesi sonucu yavru ölümleri meydana gelir. Yada ani bastıran sıcaklıklar nedeniyle kovanın iyi havalanmaması sebebiyle yavru ölümleri meydana gelebilir. Korunmak için kovanda fazla veya eksik çerçeve bulundurulmamalı, kovan beslenmeli, gerektiğinde uçma delikleri daraltılıp genişletilmelidir.

 

 7.TAŞ HASTALIĞI (Mantar)

Etken Aspergillus flavus, A.spergillus ve/veya A. Fumigatus’ tur. Toprak ve bitkilerde yaygındır. Ekmek küfü olarakta tanınır. Ülkemizde varlığı henüz belli değildir. Kireç hastalığındaki gibi koruma ve kontrol uygulanır. Ancak hastalıklı kovanın balı insan sağlığı için tehlikelidir. (Zehirlenme, Kanserojen)

 

 

 8.VARROOSİS (Varroa destructor)

Bakınız (Ergin arı hastalıkları bölümünde açıklanmıştır)

 

9.BİTKİ İLAÇ VE ZEHİRLENMELERİ

Bakınız (Ergin arı hastalıkları bölümünde açıklanmıştır)